
Bir Kadının Bir Erkeğe Güvenmesinin Ne Kadar Konforlu Olduğu
Güven, Bir İlişkinin Sessiz Mucizesidir
İnsanoğlu yaşamı boyunca pek çok farklı duygu deneyimlerini bir arada yaşar. Sevinç, heyecan, özlem, mutluluk, hüzün ve umut gibi… Ancak bu hislerin uzun müddet sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi için görünmeyen, ama son derece güçlü bir yapı gereklidir. Bu yapı ise güvendir. Güven, bir ilişkinin dışarıdan bakıldığında en gösterişli yönü değildir; kimse onu büyük sürprizlerde ya da lüks hediyelerde sezemeyebilir. Asıl olarak, daha çok sessiz anlarda kendini gösterir. Bir mesajın geç gelmesinde kaygılanmamaktır. Uzak kalınan zamanlarda huzur içinde uyumaktır. Sevilen kişinin verdiği sözlerin arkasında duracağını bilmektir.
Bir kadının bir erkeğe güven duyması yalnızca ona inanması anlamına gelmez. Çoğu zaman aynı zamanda onun yanında kendini güvende hissetmesi, duygularını gizlemek zorunda kalmaması ve geleceğe korkusuzca bakabilmesi demektir. Zira güven, kadının üzerinde taşıdığı görünmez yükleri hafifletir. Sürekli sorgulama gerekliliğini yok eder. “Acaba?” sorularının yerini “Biliyorum.” cümlesi alır.
Konfor denilince çoğu insanın aklına rahat bir koltuk, sıcak bir ev ya da lüks bir yaşam gelir. Ancak gerçek konfor, insanın ruhundaki dinginlikten başlar. Bir kadın için en büyük konforlardan biri, sevdiği erkeğin yanında doğal bir biçimde var olabilmektir. Makyajsız halde bile güzel hissedebilmek, bir başarısızlık durumunda yargılanmayacağı fikriyle rahatlayabilmek, ağladığında güçsüz görünme korkusunun olmamasıdır… İşte bu durumların tamamı güven sayesinde gerçekleşir.
Güvenin Sessiz Dili
Bazı kişiler hislerini sürekli kelimelerle ifade eder. Bazıları hediyeler aracılığıyla bunu yapar. Kimileri uzun mesajlar kaleme alır. Ancak güven çoğunlukla sesi çıkmaz. O, davranışlarla kendini belli eder.
Bir erkek verdiği sözü yerine getirdiğinde…
Bir hata yaptığında özür dileyebildiğinde…
Kadının sınırlarına saygı gösterdiğinde…
Onun hayallerini hafife almak yerine destek verdiğinde…
Kıskançlığı sevgi ile karıştırmadığında…
O zaman güven yavaş yavaş filizlenmeye başlar.
Bu filizlenme bir anda ortaya çıkmaz. Tohumun ağaç haline gelmesi gibi zamana ihtiyaç duyar. Her güzel davranış yeni bir dal üzere çıkar. Her dürüstlük yeni bir yaprak açar. Her tutarlılık kökleri biraz daha güçlendirir.
Kadın için bu süreç, kalbini nazikçe açabilme hikâyesidir.
Güven Kadının İç Sesini Sakinleştirir
Hayatın hızı zaten yeterince yıpratıcıdır. İş, aile, sorumluluklar ve gelecek kaygısı derken insan zihni sürekli olarak meşguldür. Eğer bunlara ilişkinin belirsizlikleri de eklenirse, kadın kendini asla son bulmayan bir düşünsel döngüde bulabilir.
“Gerçekten seviyor mu beni?”
Bu tip sorular güvenin eksik olduğu ilişkilerde sürekli tekrar eder.
Oysaki güven duyulan bir ilişkide durum bambaşka bir hal alır.
Telefon birkaç saat geç cevaplandığında kaygı yaşanmaz.
Yoğun bir gün geçirildiği düşünülebilir.
Plan değiştiğinde olumsuz senaryolar üretilmez.
Çünkü güven, zihni dinlendirir.
İnsan yalnızca bedenini değil, düşüncelerini de rahatlatabildiğinde gerçek bir huzur hissine erişir.
Bu sebeple güven, psikolojik anlamda en büyük konfor unsurlarından biridir.
Yanında Kendisi Olabilmenin Rahatlığı
Bir kadının yaşamındaki en değerli özgürlüklerden biri, rol yapmak zorunda kalmamaktır.
Sürekli güçlü görünmeye çalışmamak…
Her zaman mutlu olmak zorunda hissetmemek…
Her cümleyi dikkatle düşünmeden konuşabilmek…
Yanlış yaptığında terk edilme korkusu hissetmemek…
Güven veren bir erkek, kadına bu özgürlüğü sunar.
Kadın artık mükemmel olmaya çabalama gereksinimi hissetmez.
Çünkü bilir ki sevgi yalnızca başarılar için değildir.
Hatalarıyla, eksiklikleriyle ve korkularıyla da kabul edilmektedir.
İşte bu kabul edilme hissi, insan ruhunu dinlendiren en değerli duygulardan biridir.
Gerçek Güven Kontrol Etmez
Toplumda bazen güven ile kontrol birbiriyle karıştırılabilir.
Oysa bu iki kavram tamamen farklıdır.
Kontrol etmek sevgiyi büyütmez.
Telefonu karıştırmak…
Sürekli konum istemek…
Arkadaş çevresini yönetme çabası…
Ne giyeceğine karar vermek…
Bunlar güvenin bir göstergesi değildir.
Gerçek güven, partnerin birey olmasına izin vermek demektir.
Bir kadın kendisine güvenen bir erkeğin yanında rahatça nefes alabilir.
Kendi kararlarını alabilir.
Kendi hayatını yaşayabilir.
Ve yine de ilişkinin sağlam kalacağından emindir.
İşte gerçek konfor tam da burada başlamaktadır.
Sevildiğini Hissetmekten Daha Güçlü Olan Şey
Elbette sevilmek güzeldir.
Ancak sadece sevilmek bazen yeterli olmayabilir.
Çünkü sevildiğini ifade eden fakat sürekli yalan söyleyen biri, zamanla bu sevginin değerini düşürür.
Açıklamalarıyla eylemleri aynı çizgide ilerler.
Bugün söylediklerini yarın değiştirmez.
Dün verdiği sözleri unutmaz.
Bu tutarlılık, kadının kalbinde büyük bir huzur yaratır.
Artık sevgiyi ispat etme gereği kalmaz.
Çünkü güven, sevginin görünür hali olarak varlığını sürdürür.
Birlikte Sessiz Kalabilmek
Bir ilişkinin olgunlaştığını gösteren en belirgin işaretlerden biri sessizliktir.
İki insan yan yana oturduğunda sürekli konuşma ihtiyacı hissetmiyorsa…
Sessizlik onları rahatsız etmiyorsa…
Birlikte kitap okuyabiliyor…
Kahve içebiliyor…
Denizi izleyebiliyor…
Ve hiçbir şey söylemeden mutlu olabiliyorlarsa…
Orada güven vardır.
Çünkü sessizlik yalnızca huzurun olduğu yerde güzeldir.
Kaygının bulunduğu alan ise sessizliği korku üretir.
Güvenin bulunduğu yer ise huzur sağlar.
Sonuç
Bir kadının bir erkeğe güven duyması, hayatını tamamen ona teslim etmek anlamına gelmez. Aksine, kendi gücünü koruyarak yanında huzur bulabilmesidir. Güven; baskı kurmaz, özgür bırakır. Şüphe üretmez, dinginlik




